Tekstil, Türkiye’nin en çok istihdam yaratan üretim sektörlerinden biri. Buna karşılık sektörün mesleki sağlık riskleri, ağır sanayiye kıyasla daha az konuşuluyor. Oysa iplik, dokuma, boyahane ve konfeksiyon bölümlerinin her biri kendine özgü maruziyet profiline sahip ve bunların uzun vadeli etkileri iyi belgelenmiş durumda.
İplik ve dokuma bölümlerinde havada asılı kalan bitkisel toz, solunum yollarında daralmaya yol açabilir. Bu tabloya bisinozis denir ve karakteristik bir özelliği vardır: yakınmalar hafta başında, tatil sonrası ilk çalışma gününde belirginleşir ve hafta ilerledikçe hafifler. Bu nedenle halk arasında “pazartesi göğsü” olarak anılır.
Erken evrede tablo geri dönüşlüdür. Maruziyet azaltıldığında yakınmalar geriler. Ancak yıllarca süren maruziyette kalıcı havayolu kısıtlılığı gelişir. Bu nedenle iplik ve dokuma bölümlerinde işe girişte solunum fonksiyon testi alınması ve düzenli aralıklarla tekrarlanması gerekir.
Kritik nokta şudur: erken evre bisinoziste akciğer grafisi normaldir. Yalnızca grafi çekip solunum fonksiyon testini atlamak, tam da yakalanması gereken dönemi kaçırmak anlamına gelir.
Dokuma tezgâhlarının bulunduğu salonlar, sanayideki en gürültülü ortamlar arasındadır. Bu bölümlerde günlük maruziyet düzeyi mevzuattaki eylem değerlerini rahatlıkla aşar.
Eşiğin aşıldığı durumda işitme testi zorunluluk haline gelir ve kişisel koruyucu donanım kullanımı gerekir. İşe giriş odyometrisi, hem takibin başlangıç noktası hem de ileride açılacak bir işitme kaybı dosyasının tek nesnel referansıdır. Bu sektörde açılan meslek hastalığı dosyalarında en sık karşılaşılan eksiklik, başlangıç odyometrisinin bulunmamasıdır.
Boyahane, terbiye ve apre bölümleri sektörün kimyasal yoğunluğu en yüksek alanlarıdır. Reaktif boyalar solunum yolu duyarlılığı yapabilir; formaldehit içeren apre maddeleri cilt ve solunum irritasyonuna yol açar. Ağartma ve yıkama işlemlerinde kullanılan asit ve alkali çözeltiler cilt için doğrudan risk oluşturur.
Bu bölümlerde çalışacak personelde cilt muayenesi, solunum fonksiyon testi ve karaciğer fonksiyon testleri işe girişte alınmalıdır. Mevcut alerji ve egzama öyküsü ayrıca sorgulanır; duyarlılığı olan bir çalışanın bu bölümde görevlendirilmesi tabloyu hızla ağırlaştırabilir.
Dikim hatlarında risk profili tamamen değişir. Burada öne çıkan şey tekrarlayan hareket, sabit oturma pozisyonu ve yoğun görsel dikkattir.
İşe girişte kas-iskelet sistemi muayenesi ve görme keskinliği ölçümü bu grupta öncelikli hale gelir. Mevcut bir omuz ya da bilek sorununun kayıt altına alınması, ileride ortaya çıkacak tartışmalar için gereklidir.
Denim ürünlerin eskitilmesi amacıyla uygulanan kum püskürtme yöntemi, ağır silikozis vakalarına yol açtığı için yasaklanmıştır. Buna rağmen kayıt dışı üretimde uygulandığına dair bilgiler zaman zaman gündeme gelmektedir. Bu yöntemin uygulandığı ya da geçmişte uygulanmış olabileceği bir ortamda çalışmış personelin işe giriş değerlendirmesinde akciğer grafisi ve ILO okuması özel önem taşır. Önceki iş geçmişinin anamnezde ayrıntılı sorgulanması bu nedenle kritiktir.
Tekstil tesislerinde en sık yapılan hata, tüm personele aynı tetkik paketinin uygulanmasıdır. Oysa aynı fabrikanın iplik salonu, boyahanesi ve dikimhanesi birbirinden çok farklı maruziyet profillerine sahiptir. Doğru yaklaşım, bölüm bazında paket tanımlamaktır:
Bu ayrımı kurmak, hem maliyeti hem de çalışanın zamanını optimize eder. Aynı zamanda denetimde risk değerlendirmesiyle uyumlu bir sağlık gözetimi tablosu ortaya çıkarır.
Tekstilde üç vardiya çalışma yaygındır ve gece postasında görevlendirilecek personel için ayrı sağlık raporu alınması, en geç iki yılda bir yenilenmesi gerekir. Ayrıca sipariş yoğunluğuna bağlı dönemsel alımlarda, kısa sürede çok sayıda personelin muayenesinin tamamlanması gerekir.
Bu hacmi yönetmenin en pratik yolu, muayeneyi tesise getirmektir. Gezici iş sağlığı araçları akciğer grafisi, odyometri kabini, solunum fonksiyon testi ve kan alma ünitesiyle sahaya geldiğinde, vardiya düzeni bozulmadan grup muayeneleri tamamlanabilir.
Tekstil sektöründe mesleki sağlık sorunları sessiz ilerler. Ne bisinozis ne de gürültüye bağlı işitme kaybı, erken dönemde çalışanın fark edeceği bir belirti verir. Bu iki tablonun da erken yakalanması ancak düzenli ölçümle mümkündür ve ölçümün anlamlı olması için bir başlangıç değeri gerekir.
“işe giriş sağlık raporu nereden alınır” sorusunun bu sektördeki cevabı, yalnızca yetkili bir kuruluş bulmakla sınırlı değil. Bölüm bazlı tetkik planı kurabilen, solunum fonksiyon testi ve odyometriyi sertifikalı personelle yapan ve sonuçları karşılaştırılabilir biçimde arşivleyen bir sağlayıcıyla çalışmak, farkı yaratan asıl unsur.
Reklam & İşbirliği: [email protected]